Bu film oldu, hissediyorum

13 Ekim 2006,Cuma yaklaşık 09:28 suları

Onur Ünlü’nün yazıp yönettiği, Haluk Bilginer, Özgü Namal ve Ragıp Savaş’ın başrolleri paylaştığı ‘Polis’in çekimleri tamamlandı. İlk filmini çeken yönetmen Onur Ünlü ‘Bu film oldu, bunu hissediyorum’ diyor

(Olkan Özyurt, 12.10.1006, Radikal)


Haluk Bilginer, Özgü Namal, Ragıp Savaş, Sermiyan Midyat, Zafer Diper, Settar Tanrıöğen, Kaan Çakır, Emre Karayel’in oynadığı ‘Polis’te iki aylık ömrü kaldığını öğrenen bir polisin yaşadıkları anlatılıyor. Teşkilatın efsane polislerinden Musa Rami bu iki aylık ömrü boyunca bir taraftan ailesini mafyaya karşı korumak zorunda diğer taraftan da âşık olduğu genç kadın Funda’ya onu ne kadar sevdiğini ispat etmeye çalışır… Ama Funda’ya aşık olan sadece Musa Rami değil. Ragıp Savaş’ın canlandırdığı komiser Yılmaz da ona âşık. Bunu çekilen sahnedeki tartışmadan anlıyoruz. Musa Rami’ye her şeyiyle bağlı komiser yardımcısı Bekir’le (Emre Karayel) komser Yılmaz tartışıyor. Bekir ‘Sizin derdiniz suçluyu bulmak değil Musa Rami’yi aradan çıkarmak. Bir kız için adamı sattınız be’ diyor. Bu lafla sinirlenen komser Yılmaz onu itiyor. O sırada kapı açılıyor akabinde de silahlar çekiliyor ve sahneye Musa Rami çıkıyor.

- Tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz…
- Polis filmi’nin resmi web sitesi: PolisFilmi.com adresinde…

Klaket.com

Antalya’dan Fotoğraflar

18 Eylül 2006,Pazartesi yaklaşık 12:20 suları

Ekip olarak Antalya’dayız ya, haliyle fotoğraf da çekiyoruz. Baktık ki çok fotoğraf var ve gittikçe de artıyor sayıları, tek tek yayınlayacağımıza bir albüm oluşturalım, ilgilenenler girip ordan baksınlar dedik…

43. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 2. Avrasya Film Festivali fotoğrafları için lütfen tıklayın.

(Altın Portakal Film Festivali Resmi Sitesi için de buraya tıklayabilirsiniz.)

Klaket.com

Basın odası kurmayı unuttular

18 Eylül 2006,Pazartesi yaklaşık 10:29 suları

Altın Portakal geçen yılın aksine biraz ‘karışık’ başladı. Uluslararası olmakla, sinemanın yıldızlarını ağırlamakla övünen festivalde, basın odası kurmayı bile unutmuşlar

(Olkan Özyurt, Radikal, 18.09.2006)

ANTALYA - Altın Portakal’da karışıklık ve belirsizlik bir gelenektir. Bunu kırmak oldukça zor anlaşılan. Gerçi geçen yıl TÜRSAK ‘karışıklığa’ pek fırsat vermemişti, onun için rahat bir festival geçirmiştik. Fakat bu yıl aynı şeyi söylemek zor. Görünürde her şey iyi gibi. İşte Faye Dunaway, Helen Mirren gibi dünya sinemasının yıldızları Antalya’da boy gösteriyor. Açılış elden geldiği kadar görkemli yapılmaya çalışılıyor. Ama yaşananlar, insanda ‘biz bu filmi görmüştük’ hissi uyandırıyor. TÜRSAK festivali düzenlemeden önce festival komitesiyle basın mensupları olarak giriştiğimiz geleneksel ‘basın odası’ mücadelesine geçen yıl son verilmişti. Biz de rahat bir nefes almıştık. Ama bu yıl aynı mücadeleyi, biraz da üzülerek, tekrar yaşamak zorunda kaldık. Çünkü basın odasının kurulması unutulmuştu.

Yazının tamamını okumak için lütfen tıklayın…

Klaket.com

Festivalde Keyifli Açılış

17 Eylül 2006,Pazar yaklaşık 02:06 suları

Fotoğrafta da görüldüğü üzere Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış gecesinde ilk dikkat çeken şey, Şebnem Dönmez’in estetik yaptırarak Hintli olmasıydı. Hintli Bollywood dansçılarıyla sahneye çıkan Dönmez, soyadının aksine son derece güzel dönebildiğini tüm konuklara gösterdi. Açılış konuşmaları yapılırken ise konuşanın Antalya Belediye Başkanı Menderes Türel mi yoksa Korhan ABay mı olduğu yine her zamanki gibi anlaşılamadı. (Geceki partide eğlenenin de hangisi olduğu hala bilinmiyor)

Festivalin onur ödüllleri bu sene Türk sinemasının iki usta oyuncusu Yusuf Sezgin ve Aytaç Arman’a verildi. (Bir vosvos tutkunu olan Aytaç Arman’a biz de Klaket.com ekibi olarak selam ediyoruz.) Bu sene ilk kez verilen Sinema Emekçisi ödülü ise ışık yönetmeni Recep Biçer’e takdim edildi. Yıldırım Önal Anı Ödülü ise geceye katılamayan Kartal Tibet yerine Tuba Ünsal tarafından alındı.

Gecenin sürprizi Hollywood’un ünlü divası, efsanevi oyuncu Faye Dunaway’in Onur Ödülü almasıydı. Faye Dunaway yaptığı sıcak teşekkür konuşmasının ardından Onur Ödülü’nü Menderes Türel’in ve Engin Yiğitgil’in elinden aldı. Dunaway’in yanı sıra, yıldız oyuncu Helen Mirren, usta yönetmenler Taylor Hackford ve Irvin Kershner de festivalin açılış gecesinde hazır bulundu.

Gecenin kapanışını bir stand-up gösterisiyle yapan Yılmaz Erdoğan, sürekli festivallere davet edilmesine rağmen kendisine ödül verilmemesinden yakınırken gerek kendi filmi Organize İşler’in gerekse Ezel Akay’ın son yıllarda çektiği filmlerin festivale kabul edilmemesi hakkında da espriler yaptı.

Klaket.com

Klaket.com Altın Portakalı izlemek için Antalya’da

16 Eylül 2006,Cumartesi yaklaşık 12:52 suları

Klaket.com ekibi, sizler için hiçbir fedakarlıktan kaçmadı ve yürüyerek Antalya’ya geldi. (Yalana bak!) 43. Antalya Altın Portakal Film Festivali ve 2. Avrasya Film Festivali’ni yerinde izlemek üzere Antalya’ya ulaşan Klaket.com ekibinin ilk sözü “Turizm ölmüş!”; ikinci sözü “Karnımız aç!” oldu. (Bak hala yalana devam…) Uzun lafın kısası, Klaket.com festival boyunca Antalya’da konuşlanmış olarak yayın yapacak. Festivalle ilgili ehr türlü detaya İŞTE BU ADRESTEN ulaşabilirsiniz.

Bugünden itibaren, yaklaşık on gün boyunca, üç büyük etkinliğe ev sahipliği yapan Antalya, 43. Altın Portakal Film Festivali; 2. Uluslarası Avrasya Film Festivali ve Avrasya Film Marketi’ni sinemaseverlerle buluşturuyor. Festivalde bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek ve büyük önem verilen Film Market’te, başta Avrupa ve Asya’nın olmak üzere ABD ve Uzak Doğu film pazarlarının temsilcileri bir araya gelecek.

42 yıllık tarihinde ilk kez özel sektörün güçlü bir isminin desteğini arkasına alan ve Real’in resmi sponsorluğunda gerçekleştirilen festival 16-23 Eylül 2006 arasında yoğun bir programla gerçekleştirilecek.

Festival, geleneksel olarak ÇASOD ve SODER’in belirlediği isimlere verdiği onur ödüllerini, bu yıl Türk sinemasının farklı dönemlerinde adını duyurmuş iki önemli oyuncusuna; Yusuf Sezgin ve Aytaç Arman’a veriyor. Onur ödüllerine bundan böyle her yıl verilecek bir ‘emek ödülü’ de ekleyen Festival yönetimi, bundan böyle SİNESEN’in belirlediği bir sinema emekçisine de ‘emek ödülü’ verme kararı aldı. Onur Ödülleri ile birlikte, 16 Eylül tarihinde, Konyaaltı Açık Hava Tiyatrosu’nda yapılacak olan Festivalin açılış töreninde verilecek olan Altın Portakal’ın ilk ‘Emek Ödülü’, ışıkçı Recep Biçer’e verilecek. Her yıl verilen ‘Yıldırım Önal Anı Ödülü’ ise yine sinema platformunun önerisi ile Kartal Tibet’e veriliyor.

Festivalin açılış gecesinde, onur ödüllerinin verilmesinin yanı sıra, festivalde bu yıl özel bir bölüm ayrılan Bollywood sinemasından dansçılar, çok özel bir gösteri sunacak. Ayrıca, usta komedyen Yılmaz Erdoğan, geçen yıl jüri üyesi olduğu festivalin açılış gecesinde hazırladığı özel gösteriyle sinemasevelerin karşısına çıkacak.

Klaket.com

10 Dakika Ara’da Sıkılmaya Son

7 Eylül 2006,Perşembe yaklaşık 12:35 suları

Türkiye’de 12 sinema kompleksi / 75 salonu’yla sinemaseverlere ulaşan Mars The Cinema Professionals, 3 sinema kompleksinde “10 dakika Arasız Film” izleme alışkanlığını sunmaya başlıyor.

Şimdilik sadece Salı tüm gün ve seanslarında; Kanyon, Cinebonus G-mall ve Cinebonus Nautilus sinemalarında filmler ara verilmeden oynatılacak. Böylelikle, Türkiye’de bir ilk de gerçekleşmiş olacak ve bir sinema işletmecisi ilk kez; izleyenlerin keyfini, arada satacağı mısırların gelirine tercih etmiş olacak. (Sigara tiryakileri de Salı günleri bu sinemaları tercih etmemeye alışacak ;)

Klaket.com ekibi Mars Sinemalarını kutlar, şimdilik tek günle sınırlı olan uygulamanın kısa zamanda diğer günlere de yayılmasını temenni eder.

Klaket.com

Bir Yıldız Daha Kaydı

1 Eylül 2006,Cuma yaklaşık 11:10 suları

glenn ford
(1 Eylül 2006, Radikal)

Hollywood’un altın çağlarını yaşadığı dönemdeki starlarından, emektar oyuncu Glenn Ford 90 yaşında öldü. İkinci dünya savaşı yıllarından 1991′e uzanan dönem boyunca 100′ün üzerinde sinema ve televizyon filminde rol alan Ford, 1916 Kanada’da doğdu. Sekiz yaşındayken ailesiyle birlikte yerleştiği Kaliforniya’da önce okul tiyatrosunda sonra da tiyatrolarda sahneye çıktı. 1939′da Hollywood tarafından keşfedildi ve ilk anlaşmasını Columbia Pictures’la imzaladı. Birkaç küçük rolde oynadıktan sonra savaş nedeniyle sinema kariyerini bir köşeye koymak zorunda kaldı ve denizci olarak orduya katılarak Fransa’ya gitti. Savaştan döndükten sonra 1946′da rol aldığı ‘Gilda’ ile Hollywood’da parlamaya başladı. Genelde sert ve yakışıklı erkek rollerinin adamı olarak nam salan Glenn Ford komediden romantik filmlere farklı türden filmlerde rol aldı. Ford’un en çok bilinen filmleri arasında ‘Süpermen’, ‘Gilda’, ‘Kowboy’, ‘Texas’, ‘The Sheepman’, ‘The Gazebo’, ‘Pocketful of Miracles’ ve ‘Don’t Go Near the Water’, ‘Kara Tahta Ormanı’ bulunuyordu. Ford, 1962′deki ‘Pocketful of Miracles’ filmiyle en iyi erkek oyuncu dalında Altın Küre kazanmış, aynı kategoride Altın Küre’ye üç kez de aday olmuştu. Usta aktör Glenn Ford, 1 Mayıs’ta Hollywood’daki tarihi Mısır sinemasında verilen 90′ıncı yaş günü partisine sağlığı elvermediği için katılamamıştı.

Glenn Ford Online
Glenn Ford @ Wikipedia

Klaket.com

Johnny ‘Deep’

21 Temmuz 2006,Cuma yaklaşık 14:28 suları

Fatih Özgüven, 20/07/2006, Radikal

‘Otel odalarının altını üstüne getirmeler, sorunlu aşk maceraları ve genel bir somurtkanlık… ama perdedeki karakteri farklıdır. Orada sevecen, iyi yüreklidir. Denemeye açıktır. Onun kuşağında Ed Wood’u canlandıracak başka oyuncu bulamazsınız. Mesleğine baş koymuşluğu bir efsanedir,’ diyor David Thompson onun için. Gerçekten de öyledir. Onu ilk görüşüm ‘Gilbert Grape’in Derdi ne?’deki ağabey rolündeydi ve ailesini ayakta tutmaya, zihinsel özürlü kardeşi ile başa çıkmaya çalışması gerçekten dokunaklıydı. Köşeli yüzü, yağlımsı saçlarıyla geleneksel bir yakışıklı değildir ama havalıdır. En önemlisi hep merakla bakan gözleri o yüzün arkasında bir endişe olduğu, oynadığı karakteri anlamaya çalıştığı duygusunu seyirciye geçirir. Sinemada dertli ağabeylere sık ihtiyaç olmadığı için Johnny Depp’in derdini içine çevirdiler ve onu kendiyle dertli biri, bazen düpedüz ‘ucube’ rollerine tayin ettiler. Allahtan Tim Burton’un elinde ‘Makaseller’in Edward’ı gibi içli, Ed Wood gibi eğlenceli uyumsuz rollerinde endişesi gerçekten ışıldadı. Pacino, Brando gibi efsanelere yamaklık etmeye, aptal polisiyelere çok takılmadı.
Yazının devamını okumak için tıklayın »

Klaket.com

Altın Palmiye İngiliz ustaya

29 Mayıs 2006,Pazartesi yaklaşık 13:55 suları

ken loach

(Muammer ELVEREN-CANNES, Hürriyet, 29.5.2006)

Bu yıl 59′uncusu düzenlenen Cannes Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Palmiye, 70 yaşındaki İngiliz usta Ken Loach’ın ’The Wind that Shakes the Barley’ adlı filmine gitti. Önceki gün ’Uluslararası Sinema Yazarları Birliği- FIPRESCI’nin ’En İyi Film Ödülü’nü alan Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği ’İklimler’ başka ödül alamadı.

Jüri, festivaldeki büyük ödülü Fransız yönetmen Bruno Dumont’ın “Flanders” isimli filmine verdi. İngiliz yönetmen Andrea Arnold’un “Red Road” isimli filmi, jüri özel ödülüne layık görüldü.

En iyi yönetmen ödülü, “Babel” adlı filmin Meksikalı yönetmeni Alejandro Gonzalez Inarritu‘ya verildi.

Festivalde, en iyi erkek oyuncu ödüllerini, “Days of Glory” filmindeki performanslarıyla Jamel Debbouze, Samy Naceri, Roschdy Zem, Sami Bouajila, Bernard Blancan alırken, en iyi kadın oyuncu ödüllerini ise “Volver” adlı filmdeki rolleriyle Penelope Cruz, Carmen Maura, Lola Duenas, Blanca Portillo, Yohana Cobo, Chus Lampreave aldı.

Jüri, en iyi senaryo ödülünü, “Volver” adlı filmiyle İspanyol Pedro Almodovar’a verirken, altın kamera ödülüne ise “A Fost Sau N-A Fost?” isimli filmdeki performansıyla Romanyalı Corneliu Porumboiu layık görüldü.

Bu arada, Norveçli Bobbie Peers’in çektiği “Sniffer” ise en iyi kısa metrajlı film ödülünü aldı.

Açılışı “Da Vinci Şifresi” filmiyle yapılan festival, dün akşam ödüllerin dağıtımı ve yarışma dışı gösterilen Cezayir asıllı Fransız yönetmen Tony Gatlif’in yönettiği ve “Duvara Karşı” filminin Türk oyuncusu Birol Ünel’in oynadığı ’Transylvania’ filmi ile sona erdi. Gatlif Sarayı’ndaki kapanış galasına katılan Birol Ünel, ünlü sanatçılarla birlikte kırmızı halıdan geçti.

CANNES’DA EN İYİLER

Altın Palmiye: Ken Loach/İngiltere - ’The wind that shakes the Barley’
Büyük Ödül: Bruno Dumont/Fransa - ’a ’Flandres’
Jüri Ödülü: Andrea Arnold/İskoçya - ’Red Road’
En İyi Kadın Oyuncu(lar): ’Volver’’in oyuncuları: Penelope Cruz, Carmen Maura, Lola Duerias, Blanca Portillo, Yohana Coboi, Chus Lampreave
En İyi Erkek Oyuncu(lar): İndigenes’in oyuncuları: Jamel Debbouze, Samy Naceri, Samy Bouajila, Rochdy Zem, Bernard Blancan
En iyi Mizansen: Alejandro Gonzales İnarritu/Meksika - ’Babel’
En İyi Senaryo : Pedro Almodovar- ’Volver’
En İyi Kısa metrajlı Film: Bobbie Peers/İngiltere ’Sniffer’

Klaket.com

Sinemacılar ‘Ceylan’ dedi

28 Mayıs 2006,Pazar yaklaşık 09:20 suları

iklimler

(Mehmet Basutçu, Radikal, 28.5.2006)

Nuri Bilge Ceylan, Cannes’da ilk ödülünü aldı. FIBRESCI Ödülü’ne değer bulunan İklimler, bu gece sahiplerini bulacak Altın Palmiye’nin de en büyük adaylarından biri. Ceylan’ın rakipleri Almadovar ve İnarritu

CANNES- Türk sineması bu akşam ödül alabilecek mi? Büyük bir olasılıkla evet. ‘İklimler’, varoluşçu içeriği, öykünün bireyselliği gerisindeki evrenselliği, tutarlı sinema dili, biçimsel ve estetik bütünlüğüyle herkesi etkileyen, duygulandıran bir film oldu. Nitekim dün, FIPRESCI Ödülü’nü kazandı. HD dijital kamerayla çekilen ve aynı teknolojiyle beyazperdeye yansıtılan ‘İklimler’i geleceğin sinemasını olarak niteleyenler de övgüler düzdüler… Genelde yüksek düzeyli bir festival yaşadıktan sonra, 20 Altın Palmiye adayı arasında tek değil, beş-altı adın öne çıktığı gözlemleniyor Jüri başkanı Wong Kar Wai’nin kendi sinemasal beğenilerini, yenilikçi tavrını, diğer üyelere kabul ettirip ettiremediğini bu gece göreceğiz.
Yazının devamını okumak için tıklayın »

Klaket.com

Atıf Yılmaz Vefat Etti

6 Mayıs 2006,Cumartesi yaklaşık 01:43 suları

Atıf Yılmaz
Türk Sinema’sının emektarlarından usta yönetmen Atıf Yılmaz 5 Mayıs 2006 Cuma gecesi İstanbul’daki evinde vefat etti. Atıf Yılmaz Batıbeki’nin cenazesi, pazar günü düzenlenecek törenin ardından toprağa verilecek.

Ah Güzel İstanbul, Selvi Boylum Al Yazmalım, Adı Vasfiye, Asiye Nasıl Kurtulur, Eylül Fırtınası, Eğreti Gelin gibi Türk Sinema tarihinde yer edinmiş 120′den fazla filme imza atan değerli yönetmenimiz Atıf Yılmaz Batıbeki bu akşam İstanbul’daki evinde vefat etti.

1925 yılında Mersin’de doğan Atıf Yılmaz Batıbeki, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne ve Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne devam etti. Bir süre film eleştirmenliği, senaryo yazarlığı ve yönetmen yardımcılığı yapan Atıf Yılmaz, ilk filmi “Kanlı Feryat”ı 1950 yılında çekti. Türk sinemasının en verimli ve yaratıcı yönetmenlerinden olan, zengin filmografisi ve renkli yaşamıyla dikkatleri üzerine çeken Atıf Yılmaz, 120′nin üzerinde filme imza attı.

1960′larda dönemin ünlü oyuncusu Orhan Günşiray’la, Yerli Film şirketini, 1966′da Güneş Film’i kurdu. Daha sonraki yıllarda Arif Keskiner, Ömer Kavur ve Cengiz Ergun’la ortak yapımlar üretti. Halen Yeşilçam Filmcilik çatısı altında çalışmalarını sürdüren Atıf Yılmaz, aralarında Zeki Ökten, Yılmaz Güney, Halit Refiğ, Şerif Gören ve Ali Özgentürk?ün de olduğu birçok sinema yönetmenini Türk sinemasına kazandırmıştır.

Sinemada 50 yılın ardından, hâlâ dinamik, hâlâ genç, hâlâ şaşırtıcı olmayı başaran usta yönetmen “Bir Sinemacının Anıları” isimli kitabının önsözünde; “Hayatım boyunca ne günlük tuttum, ne de filmlerimle ilgili bir şeyler biriktirebildim. Ne senaryolarımı, ne de aldığım ödülleri. Evimde, çektiğim filmlerden birinin bile video kaseti yoktur desem, ihtimal inanmak istemezsiniz.” diyor.
Yılmaz, sinemada 50 yıldır ayakta kalmayı bu özelliğine bağlıyor: “Nostalji kavramıyla uzak yakın hiçbir ilgimin olmaması, geçmişte olan her şeyi kafamdan silip atma, reddetme eğilimim ve hep ileriye, geleceğe doğru bakarak yaşamayı seçmem.”

33. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, yaşam boyu onur ödüllerinin ilk sahipleri arasında yer alan Atıf Yılmaz’a, 1991 yılında, Hacettepe Üniversitesi tarafından sanatta onursal doktora payesi verildi.

- IMDB’de Atıf Yılmaz
- NTVMSNBC
- AtıfYılmaz.com
- YeşilçamFilmcilik

Klaket.com

Soğukkanlılıkla, Capote…

4 Nisan 2006,Sali yaklaşık 10:27 suları

Truman Capote In Cold Blood SoÄ?ukkanlılıkla

Aslında hakkatten tembel filan değiliz. Herşey Oscar’larla başladı. Oscar alan, almayan tüm filmleri seyredelim diye gaza gelince Klaket.com’u filan bırakıp DVD player’ımız ve sinema salonları arasında mekiki dokur olduk. O sırada da Klaket.com’a yazı yazmak filan yalan oldu tabi. Öte yandan server’ımız taşındı, ama mailng sorunumuz hala sürüyor. Şu anda okuduğunuz satırları gelen kutunuzda değil de internette okuyor olmanızın sebebi bu. (Evet her türlü teknik ekibe de gıcığız…)

Uzun zamandır tanıtmak istediğimiz kitabı tanıtarak başlayalım uzun süredir verdiğimiz aranın ardından ilk yazımıza. Favori adamlarımızdan Philip Seymour Hoffman‘a en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazandıran Capote filminin temel taşını oluşturan, filmde yazılma hikayesini izlediğimiz “In Cold Blood”, “Soğukanlılıkla”, daha film ortada bike yokken ülkemizde yayınlanmıştı. Ve fakat filmin çekilip vizyona girmesiyle tekrardan akıllara geldi. Alıp okuyacak olursanız, en az film kadar iyi olduğunu görecek, elinizden düşürmeyeceksiniz.

Herbert W. Clutter, karısı ve iki çocuğuyla Kansas’ta bir kasabada mutlu ve huzurlu bir hayat sürmektedir. Ta ki bir gece yarısı cezaevinden yeni çıkmış iki adam onu yatağından kaldırana dek… 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının tartışmalı eserleriyle gündeme gelen yazarı Truman Capote, Kansas’ta ‘’nedensiz'’ işlenmiş en vahşi cinayetler olarak tarihe geçen Clutter cinayetlerinin izini sürer. Ailenin yakınlarıyla, dedektiflerle ve katillerle görüşür. Uzun bir araştırma döneminden sonra bu cinayetlerin öykülerini kaleme alarak kurbanların ve katillerin yaşamlarını en ince ayrıntılarına kadar okura sunar. ‘’Soğukkanlılıkla'’, gerçeğin edebiyatla buluştuğu bir kült roman…

Bu arada yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz arkadaş Truman Capote’nin bizat kendisi.

Soğukkanlılıkla’yı alıp, soğukkanlılıkla okumak isterseniz, tıklayınız satın alınız…

Klaket.com

Oscar’larda Çarpışma!

6 Mart 2006,Pazartesi yaklaşık 08:34 suları

Asıl Adı Akademi Ödülleri olsa da, “Akademi Ödülleri’ni kazananları biliyor musun?” dendiğinde aval aval bakılacağı kesin olan, halk arasında “Oscar’lar” olarak bilinen Hollywood ödülleri taaaam 78 yıldır veriliyor. Dün gece (bizim için ise bugün sabaha karşı - kısaca az önce) açıklanan ödüller oldukça fazla sürpriz barındırıyordu. Brokeback Mountain gecenşn en iddialı filmlerinden olsa da, beklenmedik şekilde Crash - Çarpışma, en iyi film ödülünü kaptığı gibi yoluna devam etti, bununla da kalmadı, başka başka ödüller de aldı. Reese Witherspoon’un en iyi kadın oyuncu dülünü aldığı gecede (Reese Witherspoon, denince bizim aklımıza ilk anda her zaman pembeler içindeki hali geliyor - her nedense) favorimiz Philip Seymour Hoffman da en iyi erkek oyuncu ödülünü müzesine götürdü… İşte kazananlar… (Aslında adayları da listeleyecektik ama çok uzun olacaktı o zaman herşey, biz de tıklayıp gider bakarsınız diye düşündük adaylara…)

En İyi Film: “Çarpışma” (Paul Haggis, Cathy Schulman)
En İyi Yönetmen: Ang Lee (”Brokeback Dağı”)
En İyi Kadın Oyuncu: Reese Witherspoon (”Sınırları Aşmak”)
En İyi Erkek Oyuncu: Philip Seymour Hoffman (”Capote”)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Rachel Weisz (”Bahçıvan”)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: George Clooney (”Syriana”)
Yabancı Dilde En İyi Film: “Tsotsi” (G.Afrika)
En İyi Özgün Senaryo: “Çarpışma” (Paul Haggis, Robert Moresco)
En İyi Uyarlama Senaryo: “Brokeback Dağı” ( Larry McMurtry, Diana Ossana)
En İyi Görüntü Yönetmeni: “Bir Geyşa’nın Anıları” (Dion Beebe)
En İyi Animasyon: “Wallace ve Gromit Yaramaz Tavşan’a Karşı” (Steve Box,
Nick Park)
En İyi Kurgu: “Çarpışma” (Hughes Winborne)
En İyi Sanat Yönetimi: “Bir Geyşa’nın Anıları” (John Myhre, Gretchen Rau)
En İyi Kostüm Tasarımı: “Bir Geyşa’nın Anıları” (Colleen Atwood)
En İyi Makyaj: “Narnia Günlükleri: Aslan, Cadı ve Dolap” (Howard Berger, Tami Lane)
En İyi Müzik: “Brokeback Dağı” (Gustavo Santaolalla)
En İyi Şarkı: It’s Hard Out Here For a Pimp (Jordan Houston, Cedric Coleman, Paul Beauregard, “Hustle&Flow” filmiyle)
En İyi Ses Miksajı: “King Kong” (Mike Hopkins, Ethan Van der Ryn)
En İyi Görsel Efekt: “King Kong” (Joe Letteri)
En İyi Uzun Metraj Belgesel: “İmparator’un Yolculuğu” (Luc Jacquet, Yves Darondeau)
En İyi Kısa Metraj Belgesel: “A Note of Triumph: The Golden Age of Norman Corwin” (Corinne Marrinan, Eric Simonson)
En İyi Kısa Metraj Animasyon: “The Moon and the Son” (John Canemaker,
Peggy Stern)
En İyi Kısa Metraj Film: “Six Shooter” (Martin McDonagh)

Klaket.com

Çağan Irmak söz verdi

3 Mart 2006,Cuma yaklaşık 09:15 suları

Olkan Özyurt, 1 Mart 2006, Radikal

‘Babam ve Oğlum’ SİYAD Türk Sineması 2005 ödüllerini silip süpürdü. En iyi film dahil yedi ödülün sahibi ‘Babam ve Oğlum’un yönetmeni Çağan Irmak: Söz veriyorum sinemanın sanat dalı olduğunu unutmayacağım

‘Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) öyle geceler düzenliyor ki Oscar’ı aratmıyorlar’ dersek biraz abartmış oluruz elbette ama ne yapalım bu tören de bizim Oscar’ımız sayılır. Heyecanıyla, sinema dünyasının da her yıl daha çok ilgi göstermesiyle daha bir önem kazanıyor bu tören. SİYAD, önceki gece de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yine eğlenceli, renkli ve heyecanlı bir gece düzenledi. Mevzubahis 38. SİYAD Türk Sineması Ödül Töreni nedeniyle tabii Türk sinemasıydı.
Gece, Çağan Irmak ve filmi ‘Babam ve Oğlum’un gecesi oldu. Çünkü film, tulum çıkardı doğrusu, en iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi erkek oyuncu (Çetin Tekindor), en iyi kadın oyuncu (Hümeyra), en iyi yardımcı kadın oyuncu (Şerif Sezer) ve seyircinin oylarıyla belirlenen Haftalık Sinema Gazetesi Antrakt’ın seyirci ödülü dahil yedi ödülün sahibi oldu.
Sinema yazarları bu yıl, adaylar düşünüldüğünde, kaliteli kitle sanatı yapımların önemine vurgu yapıyordu. ‘Babam ve Oğlum’ da, SİYAD Onursal Başkanı Atilla Dorsay ile Çağla Kubat’ın sunduğu gecenin favorileri arasındaydı. Ama bütün büyük ödülleri alacağı pek tahmin edilmiyordu. Ne de olsa ‘Babam ve Oğlum’un aday olduğu çoğu dalda Yavuz Turgul’un ‘Gönül Yarası’ da vardı. Ama sürpriz böyle bir şey… ‘Babam ve Oğlum’un bu kadar ödül alması sadece bizim için değil, Çağan Irmak için de tam bir sürpriz oldu. Irmak “Oyuncularım için ödül bekliyordum ama filmimin bu kadar ödül alacağını beklemiyordum” dedi.
İlk olarak Ahmet Altan’ın elinden senaryo ödülü almak için sahneye çıkan Çağan Irmak yavaş yavaş kendini Türk sineması geleneğinin bir parçası olarak hissettiğini bunun için de herkese teşekkür ettiğini belirtip, bir de söz verdi: “Sinemanın sanat dalı olduğunu asla unutmayacağım.”
Yazının devamını okumak için tıklayın »

Klaket.com

Berlin ‘Cannes’ kırmızısı

15 Şubat 2006,Çarşamba yaklaşık 13:34 suları

V for Vendetta Natalie Portman

( Yeşim Tabak, 15 Şubat 2006, Radikal)

Berlinale Cannes’la arasındaki prestij farkını iyice kapatıyor. Hollywood yıldızlarının akınına uğrayan festivalde Matrix ekibinin yeni filmi ‘V for Vendetta’nın dünya prömiyeri yapıldı

BERLİN - Uluslararası Berlin Film Festivali, ya da kısaca Berlinale, ‘şubat ayının Cannes’ı’ gibi yakıştırmalarla onore ediliyorsa da, çok da uzak olmayan bir gelecekte aradaki prestij farkını dahi ortadan kaldırabilir. Son birkaç yılda Hollywood yıldızlarını kırmızı halısına çekmek uğruna, yarışma bölümünü dünya prömiyeri önceden yapılmış Hollywood yapımlarına işgal ettirmekle eleştirilen festivalin bu yılki yarışmasında, rekor düzeyde dünya prömiyeri var.
Üstelik kırmızı halı da hâlâ yeterince ‘kırmızı’; George Clooney’den Sigourney Weaver’a, amatör fotoğraf makinelerini kapıp da gelmiş halkın ‘çığlıklarına vesile’ bir dolu yıldız Berlin’e teşrif etti (Muhtemelen Altın Portakal’da yeterince deşarj olan Woody Harrelson, burada olay çıkarmadı).
Yarışmadaki 19 filmden 17’si, ilk defa seyirci karşısına çıkıyor. Bunların arasında yeni yönetmenlerin ilk uzun metrajlıları da, Robert Altman, Claude Chabrol gibi adı ustaya çıkmış sinemacıların filmleri de var. Şu ana kadar sırasını savanlar şöyle: Bir kadınla transseksüel komşusunun aşkını anlatan ‘En Soap’; günümüz modern toplumunun grotesk bir tasviri olarak çabucak kültleşmiş bir romanın, ‘Les Particules elemantaires’nin Franka Potente’li uyarlaması ‘Elementarteilchen’ (Bu arada ‘Koş Lola Koş’un yıldızı Potente, yönettiği ilk film olan, kısa metrajlı ‘Der die Tollkirsche ausgraebt’le de festivalde); Alan Rickman ve Sigourney Weaver’lı açılış filmi ‘Snow Cake’; Robert Altman’ın 70′lerden beri devam eden popüler bir radyo programının son gecesinde yaşananları anlatan
‘A Prairie Home Companion’ı; planlama bakanının hayatını sessizce, kenardan takip etmekle görevli bir ‘gölge adam’ın hikâyesi ‘El Custodio’, Saraybosnalı bir ‘tecavüz çocuğu’nun babasıyla ilgili gerçeklerle yüzleştiği ‘Grbavica’ ve seyirciyi depresyona sevk etmesini bunu iyi yaparak affettiren, insanların sevgi arayışını kadınlara tecavüz etmeye ayarlı bir karakterin macerasında inceleyen ‘Der Freie Wille’.
Yazının devamını okumak için tıklayın »

Klaket.com